|
Galeriye Giriş >>
Darfur'da Hayat
Yardımlarla Sürüyor
Sudan'ın Darfur
bölgesinde 3 yıldır süren iç çatışmanın bilançosu ağırlaşıyor. Yüz
binlerce insan açlık ve sefaletin pençesinde. Sadece Nyala şehrinde 700
bin mülteci yaşıyor.
Darfur'da her şey yardım kuruluşlarına odaklanmış durumda. Bir şeyler
dağıtıldığını gören çocuklar birbirleriyle yarışıyor. Malzeme
çantalarını da sürekli yanlarında taşıyorlar.
Yardım kuruluşlarının uzattığı elle ayakta kalmaya çalışıyorlar.
Kamplardaki durum geçen 3 yıla rağmen değişmemiş. Günden güne insan
sayısı artıyor. En önemli sorun yiyecek ve önüne geçilemeyen
hastalıklar. Kimilerine göre Darfur, yeni bir uluslararası oyunun
sahnelendiği yer, kimilerine göre büyük bir insanlık trajedisinin
fotoğrafı... Kızılay çadırının önünde ilaç sırası bekleyen Cemal İshak
Adem de, kısa süre önce yaşadığı acıyı anlatırken gözyaşlarına
boğuluyor: "Kardeşimi gözümün önünde öldürdüler. Aralarında askerî
kıyafet giyenler de vardı. Her şeyi yağmaladılar. Eşyaları, ekinleri,
hayvanları, ne varsa aldılar. Bizi de köyümüzden sürdüler. 76 köy ve
mahalle boşaltıldı. Çöl ortasında kaldık. Bizi buraya tüccarlar taşıdı."
Tama kabilesinden Cemal İshak Adem, Nyala'da Drec kampında kalan 80 bin
mülteciden biri. Karısı ve 6 çocuğunun yanı sıra öldürülen abisinin 3
karısı ve 17 çocuğuna nasıl bakacağının hesabını yapıyor. Çünkü kampta
yardım kuruluşları ve devlet tarafından verilen kumanya, ayda sadece 3
kg darı ve 200 gr şeker. Darfur'da 2003 yılında başlayan iç çatışmanın
bilançosu, Cemal İshak Adem gibi yüz binlerce hayat. Yaklaşık üç yıl
önce dünya gündemine oturan Darfur, halkının tamamı Müslüman olmasına
rağmen gerek yönetimin yanlış uygulamaları ve gerekse de dış güçlerin
kışkırtmalarından dolayı büyük bir insani felaketle yüz yüze bulunuyor.
BM raporlarına göre hükümet ve muhalif güçler arasındaki çatışmalarda şu
ana kadar 200 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Ancak başta ABD ve
Batılı ülkeler olmak üzere
Sudan'a
yapılan baskılar Darfur'da istikrarsızlığı daha da körüklüyor. Çin'in
Sudan
yönetimiyle ticari ve siyasi yakın ilişkiler geliştirmesi, Afrika'nın en
büyük topraklarına sahip ülkenin çok stratejik bir konumda bulunması,
zengin yeraltı kaynakları, kabileler arası geçmişten gelen sürtüşmeler,
komşu bazı ülkelerin çıkar hesapları Darfur probleminin daha da
kökleşmesi ve uluslararası bir boyut kazanmasına sebep oluyor. Ancak
olayları başlatan gelişme ise askerî yönetim altında bulunan
Sudan'da,
yönetimin eşit paylaşılmadığını öne süren Darfurlu kabilelerin bu
yöndeki hak talepleri. Hak talep eden bu yerli kabilelere karşı,
yönetimin de bazı Arap asıllı olduğu öne sürülen ve Cancavid olarak
adlandırılan bazı kabilelere destek vererek, bu şekilde denge
oluşturmaya çalışması Darfur krizinin daha da kökleşmesinin en önemli
sebebi sayılıyor. Fakir bir ülke olan
Sudan'da
Darfur belki de ülkenin en geri kalmış bölgelerinden biri. Son
çatışmalarla birlikte halk şehir merkezlerine kaçmaya başlamış. İmkânı
olanlar akrabalarının yanına, olmayanlar ise mülteci kamplarına
sığınmış. Bazı raporlara göre sadece Nyala'daki mülteci kamplarında 700
bin kişi barınıyor. Milyonlarca insan da bölgedeki farklı kamplarda
yaşam mücadelesi veriyor. Nyala şehrinin çevresinde irili ufaklı pek çok
kamp olsa da en büyüğü Drec kampı. Fakat geçen süreye rağmen mülteciler
hâlâ dört direğe tutturulmuş, üzerinde USAid yazılı çuvallardan
yaptıkları barınaklarda kalıyor. Kamplarda otoriteyi kabile reisleri
sağlarken, kampların güvenliğinden AMIS (Afrika Mission
Sudan-Afrika
Birliği
Sudan
Misyonu) sorumlu. Uluslararası yardım kuruluşlarının kamplardaki
etkinliğini yerel ekipler gerçekleştiriyor. Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın
Sudan
gezisi sonrasında rica etmesi ile kurulan Kızılay Sahra Hastanesi'nde
ise Türk doktorlar günde 500 Darfurluyu tedavi ediyor. Kamp
merkezlerinde oluşturulan çadırdan barakalarda yüzlerce öğrenci eğitim
görüyor. Sadece Drec kampında 4 bin öğrenci var. Öğrenciler yere serili
hasırlar üzerinde ders görüyor. Kamplardaki en önemli sorunlardan birisi
ise bulaşıcı hastalıklar. Su sıkıntısı had safhada, kışın bile 30 derece
olan hava sıcaklığı bulaşıcı hastalıklara davetiye çıkarıyor. Nyala'daki
11 kampın hepsinde sahra veya köy hastanesi yok. Şehirde bir devlet
hastanesi var. Hastanenin yoğunluğu ve yatak kapasitesinin azlığı
nedeniyle çoğu hasta günlerce muayene sırası bekliyor. Bir yatağa iki
hasta yatırdıklarını söyleyen Dr. Abeer Abdul Salam "En önemli
rahatsızlıklar yetersiz beslenme, ishal ve iltihap. Yaz aylarının
yaklaşmasıyla menenjitten çok korkuyoruz." diyor. Şehirde ayrıca 9 köy
hastanesi ve 37 sağlık ocağı mültecilerin gelmesiyle artan hasta
sayısını kaldırmıyor. Hepsi hasırda eğitim görecek kadar şanslı değil!
Tüm imkânsızlıklara rağmen Drec kampındaki çocuklar yere serili hasırlar
üzerinde eğitimlerini sürdürüyor. Bazıları ise okula gitmek yerine
demiryolundaki gaz yağı deposundaki sızıntıdan ellerindeki şişeleri
doldurarak, bunları satmaya çalışıyor. İki kız kardeş ve annelerinin
bakımını üstlenen bu üç kardeş, erkenden gaz deposunun yolunu tutmuş.
|